<HEAD>
<TITLE>Antalya'nýn Ýlk ve TEk Web Portalý</TITLE>
<META NAME="keywords" content="antalya, Antalya, antalya web tasarim, antalya hosting, antalya internet, antalya net, antalya bilgisayar, antalya hosting web design dizayn, rehber, antalya tatil turistik tesis eglence, antalya sinema otel tatil koyu, turkey, türkiye, antalya web portal, antalya sanal rehber, antalya isletmeler, antalya sirketler, antalya oteller, antalya turizm, antalya etkinlikler, antalya tiyatro festival, antalya guzel sozler yazilar fikra, antalya hava durumu borsa doviz altin, antalya tarihi gezilecek görülecek yerler, antalya tourism hotels holiday travel journey, antalya touristic places history local museums sea, beach, free, bedava, mp3, crack, turkce muzik
</HEAD>
<BODY BGCOLOR="#FFFFFF" TEXT="#000000">
<CENTER>
<TABLE BORDER=0 WIDTH=600 CELLPADDING=5>
<TR>
<TD>
<P><IMG SRC="saltuk.gif" ALT="antalya, antalya oteller,
antalya hotels, antalya turkey"></P>
<P><A HREF="http://www.rehberantalya.com/">antalya</A>,
antalya, Antalya, antalya web tasarim, antalya hosting, antalya internet, antalya net, antalya bilgisayar, antalya hosting web design dizayn, rehber, antalya tatil turistik tesis eglence, antalya sinema otel tatil koyu, turkey, türkiye, antalya web portal, antalya sanal rehber, antalya isletmeler, antalya sirketler, antalya oteller, antalya turizm, antalya etkinlikler, antalya tiyatro festival, antalya guzel sozler yazilar fikra, antalya hava durumu borsa doviz altin, antalya tarihi gezilecek görülecek yerler, antalya tourism hotels holiday travel journey, antalya touristic places history local museums sea, beach, free, bedava, mp3, crack, turkce muzik</P>
</TD>
</TR>
</TABLE>
</CENTER>
<P><CENTER><A HREF="http://www.rehberantalya.com/">antalya
rehber</A></CENTER></P>
<P><CENTER><SMALL>(c) Copyright 2002 <A HREF="http://www.rehberantalya.com/">rehber
antalya</A></SMALL></CENTER></P>
</BODY>
YÜREKTEN
SÖYLENEN SÖZLER
Pek çok insan o “iki” sözcüğü
işitmek ister. Arada sırada işittiklerinde ise, zamanlama
çok iyidir. Connie ile, gönüllü olarak çalıştığım hastaneye
yattığı gün tanıştım. Connie sedyeden yatağına yatırılırken,
eşi Bill yanındaydı. Connie kansere karşı verdiği savaşın
son evresinde olmasına karşın, hala çok neşeli ve canlıydı.
Yatağına yerleştirdik. Kullanacağı tüm eşyaların üzerine
ismini yazdıktan sonra, kendisine başka bir ihtiyacının
olup almadığını sordum.
“Evet” dedi, “Lütfen televizyonu nasıl kullanacağımı gösterir
misiniz? Pembe dizileri çok severim ve izlediğim dizileri
kaçırmak istemiyorum.”
Connie romantik bir insandı ve pembe dizilere ve aşk konulu
romanlara ve filmlere bayılıyordu. Aramızdaki dostluk
ilerledikçe, bana 32 yıl boyunca kendisine sürekli “aptal
kadın” diyen bir erkekle evli olmanın ne denli can sıkıcı
olduğunu dile getirdi.
“Bill’in beni sevdiğini biliyorum;” dedi, “Ama, bana ne
beni sevdiğini söyledi, ne de sevgi sözleri yazılı bir
kart gönderdi.”
İçini çekti ve hastanenin bahçesindeki ağaçlara baktı.
“Bana Seni Seviyorum demesi için neler vermezdim, ama
bu, doğasına aykırı.”
Bill ise her gün Connie’yi ziyarete geliyordu. Önceleri,
Connie televizyondaki pembe dizileri izlerken, o da yatağının
ayak ucunda oturuyordu. Daha sonraki günlerde, Connie
daha uzun saatler uyumaya başlayınca, odanın dışındaki
koridorda aşağı yukarı yürümeye başladı. Çok geçmeden,
Connie artık hiç televizyon izleyemez oldu. Artık uyanık
geçirdiği süreler, dakikalarla ölçülür olmuştu. Ben ise
vaktimin çoğunu Bill ile geçiriyordum. Bana marangoz olduğunu
ve balık tutmaktan zevk aldığını anlattı. Hiç çocukları
olmamış ama Connie bu amansız hastalığa yakalanana kadar,
birlikte emekliliğin tadını çıkarmışlar ve çok seyahat
etmişler. Bill, eşinin yavaş yavaş ölüme yaklaştığı gerçeği
karşısında, duygularını bir türlü dile getiremiyordu.
Bir gün kafeteryada birlikte kahve içtikten sonra, konuyu
kadınlara ve biz kadınların yaşamlarında romantizme ne
denli gereksinim duyduğumuza, eşimizden romantik kartlar
ve aşk mektupları almaktan ne kadar hoşlandığımıza getirdim.
“Connie’ye kendisini sevdiğini söyler misin hiç?” diye
sorduğumda (vereceği yanıtı biliyordum), bana çıldırmışım
gibi baktı.
“Söylememe gerek var mı?” dedi,
“Kendisini sevdiğimi biliyor!”
“Elbette biliyor.” dedim ve uzanıp elini tuttum. Elleri
sertti, bir marangozun ellerinin olması gerektiği gibi,
tutunacağı tek şey elindeki fincanmış gibi sıkı sıkıya
yapışmıştı fincana.
“Ama Bill, onu sevdiğini, bunca yılın senin için ne anlama
geldiğini bilmek ister. Lütfen düşün bunları.”
Birlikte Connie'nin odasına doğru yürüdük. Bill odaya
girdi ve ben başka bir hastayı ziyarete gittim. Daha sonra,
Bill’in eşinin yatağının kenarında oturduğunu gördüm.
Connie’nin elini tutuyordu. O gün 12 Şubat’tı. İki gün
sonra, öğle üzeri hastaneye gittim. Bill koridorun duvarına
yaslanmış, gözlerini yere dikmişti. Connie’nin sabah 11:00’de
öldüğünü başhemşireden öğrendim. Bill beni görünce yanıma
geldi ve bana sarıldı. Bütün bedeni titriyordu ve gözleri
yaş içindeydi. Sonra, sırtını duvara yasladı ve derin
bir nefes aldı.
“Sana bir şey söylemem gerek” dedi.
“Ona söyledikten sonra kendimi çok iyi hissettim.”
Sustu ve burnunu temizledi.
“Söylediklerini uzun uzun düşündüm ve bu sabah ona, kendisini
ne kadar çok sevdiğimi, onunla evli olmaktan ne kadar
mutlu olduğumu söyledim. Ne kadar güzel gülümsediğini
görmeliydin.!”
Connie’ye veda etmek için odasına girdim. Başucundaki
komodinin üzerinde Bill’in yazmış olduğu bir Sevgililer
Günü kartı duruyordu. Hani şu bildiğiniz. Üzerinde
“Sevgili Karıma... Seni Seviyorum” yazanlardan.