<HEAD>
<TITLE>Antalya'nýn Ýlk ve TEk Web Portalý</TITLE>
<META NAME="keywords" content="antalya, Antalya, antalya web tasarim, antalya hosting, antalya internet, antalya net, antalya bilgisayar, antalya hosting web design dizayn, rehber, antalya tatil turistik tesis eglence, antalya sinema otel tatil koyu, turkey, türkiye, antalya web portal, antalya sanal rehber, antalya isletmeler, antalya sirketler, antalya oteller, antalya turizm, antalya etkinlikler, antalya tiyatro festival, antalya guzel sozler yazilar fikra, antalya hava durumu borsa doviz altin, antalya tarihi gezilecek görülecek yerler, antalya tourism hotels holiday travel journey, antalya touristic places history local museums sea, beach, free, bedava, mp3, crack, turkce muzik
</HEAD>
<BODY BGCOLOR="#FFFFFF" TEXT="#000000">
<CENTER>
<TABLE BORDER=0 WIDTH=600 CELLPADDING=5>
<TR>
<TD>
<P><IMG SRC="saltuk.gif" ALT="antalya, antalya oteller,
antalya hotels, antalya turkey"></P>
<P><A HREF="http://www.rehberantalya.com/">antalya</A>,
antalya, Antalya, antalya web tasarim, antalya hosting, antalya internet, antalya net, antalya bilgisayar, antalya hosting web design dizayn, rehber, antalya tatil turistik tesis eglence, antalya sinema otel tatil koyu, turkey, türkiye, antalya web portal, antalya sanal rehber, antalya isletmeler, antalya sirketler, antalya oteller, antalya turizm, antalya etkinlikler, antalya tiyatro festival, antalya guzel sozler yazilar fikra, antalya hava durumu borsa doviz altin, antalya tarihi gezilecek görülecek yerler, antalya tourism hotels holiday travel journey, antalya touristic places history local museums sea, beach, free, bedava, mp3, crack, turkce muzik</P>
</TD>
</TR>
</TABLE>
</CENTER>
<P><CENTER><A HREF="http://www.rehberantalya.com/">antalya
rehber</A></CENTER></P>
<P><CENTER><SMALL>(c) Copyright 2002 <A HREF="http://www.rehberantalya.com/">rehber
antalya</A></SMALL></CENTER></P>
</BODY>
Otobüs
yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel
kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile
izlediler. Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu
el yordamı ile buldu. Oturdu. Çantasını kucağına aldı.
Bastonu koltuğa yasladı.
34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış
teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın
içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık, kendine acıma. Hayatta
tek dayanağı artık kocası Mark'tı. Mark hava kuvvetlerinde
subaydı. Susan'ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini
kaybedince, Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu
hemen farketmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği
kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi.
Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı,
kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi.
Sonunda Susan'ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden
işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi
koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu.
Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi.
Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde. İlk günler Susan
kendini rahat hissetti. Mark da, "Görmüyorum, artık
hiçbir işe yaramam" diyen karısını çalışmaya başlattığı
için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini
farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan'ı mutlu etmesi
mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kendi başına
otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas,
o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki. Ne yapabilirdi?
"Otobüs" lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı.
"Nasıl yaparım? Görmüyor musun ben körüm! Nerde olduğumu
nerden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım. Galiba
sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun."
Duydukları Mark'ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne
yapacağını biliyordu.
"Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim.
Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek
sürecek bu."
Tam iki hafta Mark, Susan'ın otobüsünün arkasından gitti.
İki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl
kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu
çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu
söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı
olabilirdi. Otobüs şöförü ile ahbap olursa, herşey kolaylaşır,
şöför her gün ona önde bir yer bile ayırırdı. Nihayet
Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti.
Pazartesi sabahı geldi. Ayrılırken, otobüsünün geçici
eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı.
Gözleri yaşla doluydu Susan'ın. Kocasına öyle teşekkürle
doluydu ki. Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle
umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata
dönmüştü.
"Allahaısmarladık" dedi kocasına ve uzun zamandan beri
ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi.. Salı..
Çarşamba.. Her gün mükemmel geçti Susan için. Kendini
hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu. Başarıyordu.
Tek başına başarıyordu. Kendi kendine gidip gelebiliyordu
işte.
Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin
karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şöföre.
"Sizi kıskanıyorum bayan" dedi, şöför. Susan şöförün
başkasına hitap ettiğini düşündü. Bir körün gıpta edilecek
nesi olabilirdi ki?
"Neyimi kıskanıyorsunuz benim" diye sordu şöföre "Sizin
kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak
çok hoş bir duygu olmalı bayan" dedi şöför.
"Nasıl yani" dedi, Susan.
"Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede
duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız
geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor.
Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp
gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan "
Mutluluk göz yaşları Susan'ın yanaklarından akmaya başladı.
Ve birden hatırladı. Markı hiç görmüyordu ama, bir haftadır
yanında olduğunu hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki.
Talihli, gerçekten çok talihli idi. Öyle bir armağan
vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi. Bu
armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu.
Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü.